Ankaralı Namık'ınHayatı
Ankara, Kırıkkale, Kırşehir gibi İç Anadolu illerinde yaz mevsiminde, dört bir yandan Ankara havaları duyulur. Elektro sazın oynak sesine eşlik eden darbuka ile kutlanan düğünler, kına geceleri, sünnet düğünleri veya asker uğurlamaları gibi eğlenceler İç Anadolu Bölgesi’nin vazgeçilemez gecelerindendir. Bu gecelere bir de isim yapmış Ankaralı şarkıcılar, “k” ve “t” harfini kullanmadan ve nazal ile söylenen şarkılar, şimşir kaşık sesleri, köçekler, ocakbaşı muhabbetleri eklendiğinde ortaya tam bir ziyafet çıkar. Bu yüzden olsa gerek bu mahallelerin delikanlıları, darbuka, saz çalmayı ya da oyun bilir.
Lakapları “Ankaralı” diye başlayan birçok şarkıcının doğduğu büyüdüğü mahallelerde bugünlerde her evde son ses “Ankaralı Namık”ın kasedi çalınıyor.“Ankara havaları”na, yeni bir tarz getiren Ankaralı Namık’ın bilinen parçalara eklediği esprili sözler ise herkesin dilinde. “Ayarcı Namık”, “Sazcı Namık”tan sonra kazandığı yeni ünvanı “Ankaralı Namık” ile görüşüyoruz.
Ankaralı Namık, Çankırı Kurşunlu’nun Yeşilöz köyünden. 6 yaşına kadar Altındağ’da büyümüş. 6 yaşında saz çalarak başladığı müzik hayatında; düğünlerden, gazinolardan kaset yapmaya kadar yol almış. Cebeci’deki Deryalar Gazinosu’nda çalışıyor, akşam sekizden sabah dörde kadar. Programlarında arabeskten pop müziğe, sanat müziğine kadar birçok parça söylüyor; bir saz, bir darbuka, olursa bir de kenar ile.
Ankara tarzı müziğin; neşeyi, eğlenceyi bunların yanında dramı da barındırdığını söyleyen Ankaralı Namık, müziklerinin aslında yaşamı hissedene, kendisini anlattığını belirtiyor. Ankaralı Namık, düğünlere gitmeden, o ortamı görmeden bu kültürün anlaşılamayacağını bu yüzden görüntülü CD çıkardıklarını anlatıyor.
Ankara tarzı müziği icra edenlerin genel olarak sahipsizlik, imkânsızlık gibi sorunlar yaşadığını ifade eden Ankaralı Namık, sarfettikleri emeklerinin karşılığını bulamamaktan yakınıyor.
Ankaralı Namık çıkan ilk kasedi ve medyayla yeni yeni tanışması ile aslında bir pazarın içine doğru sürükleniyor, ister istemez. Müzik piyasasını “Isırgan tarlaları uzaktan gördüm yeşil türbe, içine girdim bin kere tövbe” sözüyle tanımlayan Ankaralı Namık, “‘Unkapanı kurtkapanı’ derler, doğru. İnsanı çabuk yutar. Bir şeyler pat diye olmuyor. Ankaralı Namık pat diye buralara gelmedi. Kasedi çıktı, ‘Ankaralı Namık’ oldu. Düne kadar ‘Sazcı Namık’tı. Günlük sekiz saat canlı program yapıyoruz, bazıları canlı şarkı söyleyemezken. Yemeği bile türkü arasında yiyoruz. 17-18 saatlik programlar oluyor. Sindire sindire gelirsek geri düşmemiz zor olur ama pat diye çıkarsan düşmen de kolay olur.” diyor. Parça arasında “Kurban olsun Namık sana” diyen Namık Uğurlu, sözlerine seven sevmeyen herkese teşekkür ederek son veriyor.


